ayrılık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ayrılık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Eylül 2010 Pazar

Nehirim akıyor...

Sabah bu yazı nasıl geçirdiğimizi anlattığım post'u bloga eklemek için açmıştım bilgisayarı. Haftaiçi saftasonu farketmeksizin, hergün yaptığım gibi bilgisayarı açar açmaz ilk iş Nehir'ime bir bakayım dedim.

Ah güzel kızım, ah güzel meleğim... Nehirciğim akıp gitmiş buralardan. Ne söylenebilir ki, bu noktadan sonra kelimeler ne ifade eder ki...

Zeynepciğim ile aynı gün doğan, yaklaşık iki yıldır gün be gün takip ettiğim, iyileştiği zaman gidip sımsıkı sarılmak istediğim güzeller güzeli Nehirim...

İşte böyle anlarda cennet diye bir yerin varlığına inanmak istiyorum. Senin orada ilaçsız, iğnesiz, ağrısız sızısız, neşeyle varolduğuna inanmak istiyorum.

Tanıdığım en güçlü, en kararlı, en azimli anne Nehirim'in annesi. O kadar çok şey öğrendim ki ondan. Savaşmayı, direnmeyi, pes etmemeyi. Her zaman, her durumda kendini salıvermeden mücadele etmeyi.

Canım acıyor. Gözyaşlarımı durduramıyorum. İçimde kocaman bir boşluk, boğazımda kocaman bir düğüm var.

Annesine ve tüm sevenlerine sabırlar diliyorum...

20 Ekim 2009 Salı

küçük bir deniz kaçamağı...

Cmtesi sabahımızı Seher ve İremciğim ile geçirdik. Joyfull House ve Masal Dünyası ziyaretleri yaptık. Joyfull zaten bildiğimiz bir yer, haftasonuna yeni aktivite var mı diye soralım istedik. Masal Dünyası da daha ilk ayını bile doldurmamış. Tertemiz, çok zevkli, düzenli, geniş geniş alanlı bir kreş. Sistemi bir oturtalım, haftasonu etkinliklerimiz başlar diyorlar. Neyse, bulucaz artık kızlara göre bir aktivite.

Aktivite demişken, pazar sabahı Duru'nun hasta olması nedeniyle denize gitmekten vazgeçmek üzereyken, zeynep de heveslendi gidelim bari deyip yola düştük. Zeynoşcum kumun ve suyun tadını çıkardı bir güzel. Ekim 18'de şeker gibi bir hava ve şerbet gibi bir denizle biz de kendimize geldik. Sonrası da tabi ki, Narlıkuyu da balık keyfi.

Babiş araba kullanmaktan biraz yorulduysa da, biz kızlar pek bi memnun olduk bu küçük kaçamaktan. Zeynepçim hala "anne tatil olunca tatile gidelim mi" diye sorup duruyor.

Zaten bu aralar işe gitme mevzuuna taktı kafayı. Uyanır uyanmaz ilk işi "bugün tatil mi" diye sormak. Biraz anlatınca ikna olsa da, onun bu tepkilerine içimiz burulmuyor desem yalan olur.

Hele bir de önümüzdeki bir ay boyunca çıkacağım iş seyahatleri yüzünden günlerce ayrı kalacağımız düşünülürse, umarım ciddi bir sıkıntı gelişmez bu konuda...

13 Temmuz 2009 Pazartesi

rüya gibi...

Cuma akşamı bir an önce kuzucuğuma kavuşma isteğiyle işten bir saat kadar erken çıkarak düştük yola. Yokuşun başında sevinç çığlıklarıyla karşıladı beni miniğim. Taşta toprakta yürüme işini iyice geliştirmiş, koşup geldi bahçede önümüze. Hemen elimizdeki paketlere atladı afacan.
- Anne bana ne getirmiş?
- Hani sürprizim?

Öpüşme koklaşma ve yemek faslı sonrasında kucak kucağa bir akşam ve koyun koyuna bir gece geçirdik. Cumartesi sabahı erkenden uyandık tabii. Yatakta oynaşırken bir ara sakin, düşünceli durdu durdu ve dedi ki:
- Anne sana birkaç sorum vardı ama hatırlayamadım!!
Ben koptum tabi ki. “Olsun kızım, hatırlayınca sorarsın” diyebildim ancak.

Neredeyse bütün günü bahçe geçirdik.
Akçadağ manzaramızdan ilham alarak sulu boya ve pastel boya gökkuşağı çalışmaları yaptık. Sulu boyayı parmak boya niyetine kulandık. (Haftaya becerebilirsem patates baskısı yapalım istiyorum) Kumlarla, taşlarla oynadık. Bahçeden aşağı taş attık. Tazecik salkım söğüdümüzü sevdik. Ağaçtan kiraz kopardık. (Zeynep önce kirazları cebine doldurmak istedi. Ben izin vermeyince pratik çözüm; çıkardığı çorabına doldurdu, torba niyetine) Çiğ fasulye, çarliston biber, karpuz, kayısı, badem, ceviz, fındık yedik. “Birazcık” TRT çocuk seyrettik.

Kısacası sarmaş dolaş, bol öpücük, bol oyunla, temiz hava bol gıda iki gün geçirdik. Birkaç defa Adana’ya döneceğimizi, onun babaanne ve dedesi ile yaylada kalacağını söyledim. Sonuncusunda kendisinin de gelmek istediğini söylese de, babaannesi yaylada olduğu ve biz de işe gideceğimiz için Adana’da yalnız kalacağını söyleyince ikna oldu. Gelirken sürpriz hediye getirmek şartıyla anlaştık. (pazarlık etmede en az babası kadar iyi olduğunu atlamamalıyım)

Ay sonu bir an önce gelse de, kızımla doya doya iki hafta geçirsek diye sabırsızlanıyorum. bir haftası deniz, bir haftası yayla planlıyoruz. Masmavi deniz, temiz hava, bol gıda bi de Zeynep...
rüya gibi, insan daha ne ister ki...

16 Haziran 2009 Salı

yayla kızı...

hafta sonu zeynepciğimi yaylaya bıraktık. mis kokulu temiz hava, dedesi tarafından dikilmiş ve kuzucuğum ile birlikte büyüyecek meyve ağaçlarımız, papatyalar, güller ve akçadağ. önümüzdeki iki ay kim bilir nasıl da keyifli geçecek onun için. ben şimdiden odasına girip çıkamaz oldum özlemden. ama burada eve kapanıp kalmasından, apartman çocuğu olmasındansa ben özlem çekmeye razıyım tabii ki. taptaze peyniri, yumurtası, sütü, dalından kirazı, eriği, koyunu, kuzusu, tavuğuyla yaz sonuna al yanaklı pembe dudaklı bir yayla kızı olarak döner artık zeynepcim.

yaylaya varır varmaz önce geçtiğimiz yıldan kalma birkaç parça oyuncağına saldırdı. kırmızı başlıklı kız kitabını birçok kez okuduk. sonra etrafımızı tanıyalım, dedeyle dalından koparıp kiraz yiyelim, papatyaları inceleyelim derken hemencecik uyum sağladı ortama.

- annecim taşlarla oynamak çok güzel! bile dedi kamyonuna taş toprak doldurmaca oynarken. bir de hafif solmuş bir papatyayı "annecim bakar mısın bu çiçek eskimiş" diye yorumladı.

yanlız sanki ayrılacağımızı hissetmiş gibi kucağımdan, eteğimden inmedi tüm haftasonu. ben de birkaç defa, işe gideceğimizi onun yaylada dede ve babaannesi ile kalıp, birçok güzel şey yapacağını anlattım. Gözde ablası ile oynamak, bahçe sulamak, hayvanları sevmek, dedesi ile köyde gezmek gibi hoşuna gidebilecek şeylerle özendirmeye çalıştım. hiç itiraz etmedi, gitmeyin ya da beraber gidelim bile demedi.

el sallayarak, kucaklaşarak ayrılalım istiyordum ki, çıkış saatimize yakın kucağımda otururken uyuyakaldığı için vedalaşamadan ayrıldık.

uyanınca bir iki mızıldandıysa da ertesi gün tamamen normaline dönmüş bıdığım.
ne diyelim, o mutluysa ben de mutluyum.

ama şimdiden çoook özledim...