
- Babacım, babaannem senin annen di mi?
- Evet kızım.
- Şu mutfakta gözleme yapan kadın da benim annem !!!!!!
Ne diyeyim, tanıştığımıza memnun oldum...



yılbaşı yemeğini beklerken....Yılbaşı ertesi üç günlük tatilimiz Sanem, Duru, bol bol park, market, ve bir ev ziyareti ile geçti. Bol bol Zeynep'in yeni kitaplarını okuduk. (İrem'in hediyesi üç boyutlu Kül Kedisi ki yine sansürlü anlattığım masallar grubunda, benim hediyem Tübitak yayınlarından Dinozor ve yapıştırmalı Cemile'ler)
favorimiz tahtalı park...














"Plajda Zeynep" ise ayrı bir paragraf konusu. Elinde kovası küreği ya da kitabı ile patikada yola düşen minnoşum, her gördüğü şeyi (hergün tekrar tekrar) inceleyerek, bıdır bıdır yorumlar yaparak, minik ve çoook sakin adımlarla bizi bayarak (3 dk'lık yolu 10-15 dk'ya çıkarak) plaja vardı.

Sanki sürekli denize giriyormuşçasına alışkın, mutlu, sakin bizimle birlikte denizin tadını çıkardı. Ağzına gözüne kaçan sulara hiç aldırış etmeden, simitiyle neşeli neşeli takıldı . Uzun uzun suda, sonra biraz da tam dalgaların vurduğu kıyıda oynadık. Sonrası da kumdan kaleler tabii ki. Popoyu kuma koyduğu andan itibaren bıraksak saatlerce, doldur boşalt, ıslak kuru kaptırıp gidiyordu.
Sabah çok erken (7,5-8 gibi) akşam da 5den sonra denize gittiğimiz için sıcaktan ve güneşten rahatsız olmadan rahat rahat tadını çıkarabildik herşeyin. Deniz sonrası kahvaltı, oyun, kitap ve ailecek öğle uykuları, geç öğle yemekleri ve tekrar deniz...
Çok keyifli, huzurlu ve rahat bir tatil, göz açıp kapayana kadar bitti. Dönüşte risk almamak adına sahil yolu yerine daha düz ve sakin Konya üzerinden gelmeyi tercih ettik. Yolun neredeyse yarısını uyuyarak geçiren Zeynebim en ufak bir problem yaratmadı, (onca saat oto koltuğuna bağlı olmasına rağmen) kuş gibi geliverdik evimize.
Kuzucuğu çok özlemiş olan dayısı ve halası ile oynayarak geçirdi minnoşum akşamı. Sabah tekrar yayla yoluna düştük.
Yaylayı uzun uzun anlatmaya gerek yok.
Şahane bir manzara, tertemiz hava ve su, taptaze süt, yumurta, köy ekmeği, dalından kopardığımız fasulye, böğürtlen, mısır, şeftali, domates...

Sessizlik, huzur, mutluluk ve burnumda kızımın kokusu...
Daha ne isteyebilirim ki...